Yabancı Ülkede Yaşam

– Ailelerin yabancı ülkeden kesin dönüş yapması gençlerin ve çocukların psikolojisini nasıl etkiler ?
– Bu konuda aileler ve gençler arasında ne gibi anlaşmazlıklar çıkabilir ?
– Dönmek istemeyen gençleri zorlamak doğru mudur ? Böyle bir durumda ailenin ve çevrenin tutumu ne olmalıdır ?
– Yabancı bir kültüre uyum sağlayan çocuk, ülkesine döndüğünde ne gibi bir sorunlarla karşılaşabilir ?
– Uyum problemlerini aşmak için neler yapılabilir ?

– Yabancı ülkelerde uzun yıllar yaşayan ailelerin, anayurda kesin dönüş
yapmaları bazen çocuklarla aralarında sorunlara yol açar. Yabancı ülkede yaşayan fakat zaman zaman Türkiye ye gelip, Türkiye’nin ” Hali pürmelalini” gören gençler “haklı” olarak dönmek istemeyebiliyorlar.
Gelir düzeyi çok yüksek ; insanın değerinin olduğu,Sosyal güvenlik, Sağlık ve Eğitim sorunlarının, Türkiye’ye göre çok çok az olduğu ülkede yetişen bir genç için “Yurda dönüşü zor olsa gerek….”
Gencin arkadaş çevresi, kültürel ve değer yargıları, eğer aile ile ortaksa pek sorun yaşanmaz, ama farklı düşünüp, farklı yaşıyorsa ciddi çatışmalara, çelişkilere yol açar.
Bir çok Sosyal- Ekonomik getiriden ve “rahat yaşamdan” ayrılmak sıkıntı doğurur. Alışılan konforun bozulması bir strestir. Bu da kendini sinirlilik, huzursuzluk, gerginlik, öfke şeklinde yansıtabilir.
Gençler eğer dönmek istemiyorsalar aileye diretirler, kavga ederler, bir kısmı evden ayrılır.
Dönüş için genci zorlamak doğru değildir.Nedenleri, niçin’ leri ayrıntılı konuşup alternatifler üzerinde düşünmek gerekiyor.
Gence baskı ve şiddet uygulamak aksi sonuç verir. Onu tehdit etmek evlatlıktan ret etmek gibi tavırlara girilmemelidir.
Eğer genç kesin kararlıysa ve bütün “ikna” çabaları yetmiyorsa, o zaman ona “kalış ” imkanı sağlamak en doğrusu. Aile bağlarını koparmadan iletişimin sürmesi daha sağlıklıdır. Belki bir gün düşünceleri değişebilir. Ailesi olmadan ” yabancılık” yaşayabilir. Her ihtimali düşünmek gerekir.
Aileler günün birinde kesin dönüş yapacaklarını hesaba katarak hareket etmeleri gerekir.
Tatillerini ülkelerinde geçirip kendi kültürel ortamlarını çocuklarına tanıtmalılar. Çünkü “gözünü yurt dışında açan” bir çocuk için Avrupa ülkelerinden sonra Türkiye şartları ” çok İlkel” gelebilir. Bu nedenle aile içerisinde de belli gelenek ve değerlerin yaşanması gerekir.
Fakat ailenin dış çevreden tamamen kendini izole etmesi doğru değildir. Kendi kültürümü koruyacağım psikolojisiyle kendi içine kapanmada, bulunduğu ortama kendisini yabancılaştırır ve uyumsuzluklar baş gösterir.
Bu nedenle yaşanılan ülkenin gerçeklerini mutlaka öğrenmek ve kendi değerlerinizle ortak noktalarını bilmek en doğrusu. Çocuklarımızı her iki kültür’ ü de tanıyacak ve dengeleyecek şekilde yetiştirmemiz gerekir.
Çocuk kendi kültürüne yabancıysa Türkiye’ ye dönüş yaptığında, Türkiye de yabancılık yaşayabilir. Çelişkiler, çatışmalar sonucu ya geri dönmek ister, yada kendini çevreden yalıtır, depresyona girebilir.
Bazı gençler ve insanlar Türkiye insanını hep aşağılayabilir. Batı insanıyla ve medeniyetiyle mukayese edip, onlara tepeden bakabilir buda bulunduğu ortamla uyumsuzluk ve çatışma demektir.
Uyum problemlerini aşmak için önce Türkiye gerçeklerini görmek ve bilinçli davranmak gerekir. Türkiye’de Avrupa’yı ve oranın yaşam standartlarını aramamak gerekir. Kesinlikle iki ülke ve iki ülke insanı karşılaştırılması yapmamak her yeri olduğu gibi kabullenmek doğru olur.
________________________________________

YABANCI ÜLKELERDE YAŞAYAN VATANDAŞLARIN DİL SORUNU

Yabancı ülkelerde yaşayan gençlerin yaşadığı ülkenin dilini öğrenmesi yetişkinlere göre daha çabuk olmaktadır.Yaşanılan coğrafyanın ve kültürün gerektirdiği ; üretim, eğitim ve iletişim biçimi doğal olarak kendi diliyle olacaktır. Bu nedenle gençlerin o ülkelerin dilini çok iyi öğrenmesi elzemdir.
Diğer yandan, kendi dilini tam öğrenemeyen, kavramları yerli yerine oturtamayan gençler her iki dil arasında boşluk yaşayabilir. Kelimelerin ne anlama geldiği, neyi anlattığı iyi bilinmelidir. Çünkü nesnelere verilen isimler aynı zamanda onların içeriğini, anlamını yansıtır. İnsan düşünce sistemi kelime ve kavramlarla düşünür ve gelişir.
Ailelerin çocuklarına kendi anadillerini çok iyi öğretmeleri gerekir. Aile ortamında yoğun anadil kullanımı olmalı, çocuklar kendi dillerinde kitap, dergi, gazete okumalı ve TV izlemeliler.
Tatillerinin bir kısmını mutlaka anayurtlarında geçirmeliler.
Aslında iki dil arasında tercih yapmak gerekli değildir. Dilleri gerekli olan ortamında yerli yerince kullanmak en uygunudur. Tamamen ortama konsantre olup, o durumun gerektirdiği dili kullanmak en doğrusudur. Karma dil konuşmamak iyi olur.
Kendi ana dilinden yoksun yetişen bir insan, anayurduna döndüğünde iletişim zorluğu yaşar. Nesnelere ve olaylara öğrendiği dille anlam vermeye çalışır. Fakat yaşadığı yer, artık dilini kullandığı yer değildir.
Bu nedenle insanlarla dialoglarında ve pratik yaşamlarındaki süreçlerde zorluk yaşar. ”Yabancılık” çeker.Eğer mücadele etme azmi yoksa, geldiği yere geri dönebilir.
Diğer yandan kendi ülkesinde, kendi anadilinden yoksun bir insan “alay” konusu olur.İnsanlar tarafından aşağılanabilir.Veya “biliyorda, kasıtlı konuşmuyor” ithamlarına maruz kalabilir. Bu durumlar onu toplumdan izole edebilir.Veya toplumla kavgalı hale gelip, saldırganlaşabilir.Kendi insanını aşağılayabilir.
Gençlerin kendi ana dillerini öğrenmeleri için teşvik unsurlarına ihtiyacı vardır. Bunun başta ve sonra sivil toplum kuruluşları ve konsoloslukların önayak olmaları gerekir.
Kendi dillerinde kitap okuma yarışmaları teşvik edilebilir. Dil kursları düzenlenip, ana yurda turlar yapılabilir.

Facebook'da PaylaşShare on Facebook
Posted in Makaleler.