Bireysel ve Toplumsal Kimlik

Antidepresanlar Nerelerde Kullanılmalı ve Ne Zaman Kesilmeli?
11 Haziran 2017
İnsan ve Aşk
12 Haziran 2017

Yaşadığımız evren de birey-toplum ilişkisi her çağda farklı olay gelmiştir. Bireyin ve dolayısıyla toplumun değişebilirliği, bu ilişkiyi canlı tutmaktadır.

İnsanoğlu, düşünebilmesi, bilinçli olması ve doğayı değiştirebilme yeteneğine sahip olmasıyla diğer canlı varlıklardan ayrılır.insanın biyolojik, psikolojik ve sosyal yönlerin toplumla evrenler aktif münasebeti vardır. Her üç yönü sürekli etkileşimi halindedir, tıpkı birleşik kaplar gibi.

İnsanın dışa vuran en belirgin yönü sosyalliğidir.fakat sosyal olması onun bireyselliğini ortadan kaldırmaz.Bireysel  kimlik ve kişilik  oluşmadan sağlıklı toplumsal uyum sağlanamaz.

Kişilik ve kimlik olayı insanı diğer toplumlardan ayıran özelliklerdir. Anne babadan irsiyet yoluyla,nesilden nesile aktarıla biyolojik  ve psikolojik öğeler;yaşanılan toplumda kendine bir yer edinmeye çalışır.çevreniz  sosyal kültürel normlarını öğrenmeye ve uymaya çalışır.Ailenin ferde kazandırdıklarıyla çevrenin dayattığı değerler çok farklı ise,şahısta çelişkiler oluşur.Belli bir noktaya ,yani kişinin kendi benliğini kazanabilmesi için bu çelişki yaşanabilir.Fakat  büyük çelişkiler kimlik bocalamasına neden olur.

İnsanoğlu doğumundan ölümüne kadar sürekli yeni şeyler öğrenir.öğrenme  süreci okumak ve gördüklerini taklit etmekle başlar.Çocuklarda ilk 7 yaşına kadar taklit(büyüklerine benzeme)”güdüsü” egemendir.okumaya başladıktan sonra çevreyi,eşyayı kavraması,ona dilini çok iyi öğretmesi ve kullanmasıyla orantılıdır.Bunun yanı sıra yaşanılan toplumun değer hükümlerinin de çağa uyarlanarak pratiğe yansıması gerekir.özden,kökten kapmadan “ona gövdeye”güçlendirici aşılarla dallar,yapraklar güçlendirilmelidir.

Bütün bunların olabilmesi için ,bireyin ona dilini-kültürünü-dinini-etnik yapısını bilmesi fakat bununla bir üstünlük taslamaması gerekir. İnsanın etnik yapısı,doğduğu coğrafya,ona dili iradesinde olan bir şey değildir:Allah’ın kendisine bahsettiği özelliklerdir.Bu özellikler insanlara bireysel kimlik-kişilik kattığı gibi, toplumsallaşması;diğer insanlarla yardımlaşma,dayanışma,yakınlaşma araçlarıdır.Semavi hiçbir din ve mantıklı  hiçbir beşeri ideoloji insanları dilinden, dininden  ve ırkından dolayı ayırıma tabi tutmamıştır.Huzurlu ve mutlu toplumlar bireylerine,kendi yargıları çerçevesinde gelişim yenileşme imkanı sağlayan toplumlardır.kendi kişiliğine ve kimliğine yabancılaştırılan fertler,diğer kültürlerin kendisine

Dayattığı değerler altında kıvranıp durur.sürekli aşağılık kompleksi içerisinde bocalar.Böyle fertlerden dengeli ve homojen  bir toplum oluşturmak mümkün değildir.

Sonuç olarak bireysel ve toplumsal kimlik için toplumun mazisinden getirdiği değer yargılarını çağa uyarlayarak fertlerine enjekte etmesi gerekmektedir.Toplum canlı bir organizmadır.fertten topluma,toplumdan ferde sürekli bir akış ve etkileşim söz konusudur.Bireyin ve toplumun ayakta kalabilmesi için onları ayakta tutan değerler korunmalıdır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir